Yazdır

AİLE İÇİ ÇATIŞMAYA NEDEN OLAN GENEL SORUNLAR

Aktif .

l. Kadın, erkek birlikteliğinden kaynaklanan psiko-sosyal sorunlar: Gelenek, görenek, dinsel inançlar, ahlak yaptırımları, sosyal değerler v. b. gibi çok boyutlu süreçler etkileşiminden doğan sorunlar.
2. Birlikte yaşamı sürdürmeye yönelik sosya-ekonomik sorunlar Araştırmalardan çıkan genel bir sonuç olarak alt sosya-ekonomik kesimdeki ailelerde, çatışma ve uyumsuzluk nedeni, daha çok maddi gereksinimler ve saldırganlık olarak, orta ve üst sosyo-ekonomik kesimde ise duygusal etkileşim ve psikolojik faktörler olarak gösterilmektedir. Ayrıca, her iki faktörün önemli olduğu evlilik çatışmaları da sayıca kalabalık bir grubu oluşturmaktadır. Erkeğin ailede çalışan tek kişi olduğu durumlarda, kumar, içki ya da tembellik gibi durumlar, ailenin maddi olanağını sağlayamadığı şikâyeti, çoğu zaman altta yatan ve gizli kalmış duygusal sorunları da beraberinde taşımaktadır.
3. Ana-baba ve çocuklarla, ana-babanın yakınlarıyla ilgili sorunlar; Buna üç kuşak birlikteliğinden doğan sorunlar da diyebiliriz. Özellikle bizim toplumumuzda, geleneksel aile ilişkilerinde bu üç kuşak çatışmasından doğan sorunlar zaman zaman evliliğin sarsılmasına ve bozulmasına neden olabilmektedir. Örneğin, kayın valide-gelin ilişkilerinde meydana gelen çatışmalar.
4. Karı-kocanın cinsel sorunları Eşler arasındaki çatışma kaynaklarından önemli olan bir neden de, cinsel ilişkinin paylaşılması ve doyum sağlanmasıdır. Eşlerin cinsel ilişkiden hoşlanabilmeleri ve doyum sağlayabilmeleri için birbirine karşılıklı olarak uyarabilmeleri ve cinsel duyguları paylaşmaları gerekir. . Eşlerin cinsel ilişkinin tadını çıkaramamalarının nedenlerinin temelinde, birbirlerine karşı çekingen davranmaları ve cinsel ilişkinin kimin tarafından kontrol edileceği sorunu yatmaktadır. Eşler arasındaki bütün cinsel anlaşmazlıklar çeşitli şekillerde gelişebilir. Örneğin, bir koca yalnızca kendi canı istediği zaman karısına yaklaşabilir ve onunla sevişmek isteyebilir. Kadın ise bu tür ilişkinin kendisini incitebilir konuma ittiğini belirterek kocasının isteklerine karşı çıkabilir.
    Karı-kocanın isteklerini, birbirlerine açıkça ifade edebildikleri durumlarda çatışmaların çözümü nispeten kolay olmaktadır. Ancak, cinsel ilişkiye öncülük etme konusunda, farklı alt kültürlerde, toplumsal değerler ve cinsiyet rolleri arasında da önemli farklar bulunmaktadır. İlişki biçimlerinden birinde ya da bir kaçında çatışmaları olan karı- koca arasında, cinsel sorunların da ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çünkü insanda, özellikle kadınlarda cinsel yaşam, ruhsal olaylarla çok sıkı ilişki içindedir. İnsanda cinsel işlevlerin hepsi ruhsal-cinsel işlevlerdir. Böyle olduğu için de karı-koca arasındaki cinsel sorunlar, diğer sorunlardan soyutlanmayan ve çoğu güncel evlilik sorunlarından kaynaklanan özel bir iletişim biçimidir.
 

Yazdır

ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDE VE EĞİTİMİNDE BABANIN ÖNEMİ, BABALARIN ROLLERİ

Aktif .

Babalar Dikkat!
Toplumumuzda genel olarak baba ailenin reisi ve evin geçimini üstlenen bireydir. Bu nedenle çocukla çok fazla zaman geçirme fırsatı olmaz anlayışı vardır. Ancak bu anlayış yavaş yavaş değişmektedir. Artık biliyoruz ki, babaları ile oyun oynayan, zaman geçiren çocuklar diğerlerine oranla pek çok bakımdan (zeka, sosyal gelişim gibi) olumlu etkilenmektedirler. Değişen bu "baba" anlayışının toplumda her gün daha fazla yerleştiğini söylemek mümkündür. Reklamlarda maça gitmek yerine çocuklan ile zaman geçirmeyi seçen baba örneklerinin olması, medyada yer alan birtakım örnekler "yeni" baba anlayışının yerleşmesinde etkili olacaktır. En azından babanın sadece "para kazanan" rolünden kurtulması adına önemli rol oynayacaktır.
Çağdaş baba, çocuklarının gelişimini takip eden, anne ile çocuğun bakım ve eğitimini paylaşan babadır. Bu da alt değiştiren, çocuğunu sadece futbol maçına değil, tiyatroya da götüren baba imajını doğurmaktadır.
Özellikle erkek çocuklarının baba modeline ihtiyaç duymaları göz önünde bulundurulduğunda babanın çocuğun eğitimindeki önemi tartışılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Babanın varlığı çocuğun hayatını zenginleştirir.
Baba "eştir", bu yüzden annenin en büyük yardımcısı ve onun görevlerini paylaşan kişidir. "Anne" ve "baba" görevleri değil, ortak görevler söz konusudur.
Çocuğun Eğitiminde Babanın Rolü
Son yıllarda çocuğun eğitiminde babanın etkileri üzerine yoğun bir dikkat söz konusudur. Annenin çocuğun gelişimine katkıları ile ilgili araştırmalar ve programların sayısı babalarla ilgili olanlardan fazladır.
Babanın çocuğun gelişiminde aktif rol almasının olumlu etkiler yaptığı ilgili araştırmalarda gözlenmiştir. Bu etki çocuğun zihinsel gelişimim, sosyal ve duygusal gelişimini kapsamaktadır. Çocuğun yetiştirilmesinde sorumlu diğer kişilerle (anne veya başkaları) eşit görev alan babaların çocuklarının daha fazla öz güven, başarı duygusu ve özsaygı sahibi oldukları ortaya çıkmıştır. Bu babaların, çocuklarına daha sevecen ve yakın ilişkiler içinde oldukları ifade edilmektedir.
Araştırmaların dışında günlük hayattaki gözlemler de babaların annelerden daha farklı bir rol üstlenmiş olduklarını ve onlardan daha farklı davrandıklarını, olaylar karşısındaki tepkilerinin daha farklı olduğunu göstermektedir. Bu da çocuğun davranış yelpazesine zenginlik katmakta, ayrıca çocuğun ruhsal sağlığı açısından önem kazanmaktadır, çoğu kez anneler daha kuralcı, belli şeylerin yerine getirilmesi taraftarıyken, babalar daha rahat davranabiliyorlar. Annelik içgüdülerinin ağır bastığı yerde babanın dengeleyici unsuru önem kazanmaktadır. Bütün bu söylenenler kesinlikle genelleme yapılarak ifade edilemez. Ancak pek çok kez babaların"rahatlığının" çocuğun eğitiminde daha olumlu bir katkı yaptığını düşünmüşümdür. Sık sık çocuk parkına giden annelerin gözlemleri de şöyledir. Anneler daha çok her tarafı kum olur.", "Üstünü basını kirletir." diye titizlenirken, babalar bu konuları pek umursamazlar. Bu yaklaşım çocuğa bir şeyleri deneme özgürlüğü vermektedir. Bazı anneler küçük çocuklarını korumak için kaydırağa tırmanırlar ve çocuğu oradan idare ederler. Bu basit gibi görünen davranışla çocuğa verilen o kadar mesaj var ki oysa. Tek başına merdivenden tırmanmasına izin verilmeyen ve tek basma kaydıraktan kaymayı deneyemeyen çocuğun daha sonra kendine güvenli bir birey olması nasıl beklensin ki? Oysa anne, koruyuculuk görevini ona yandan destek olarak, ona cesaret vererek, sakin olmasını söyleyerek yapabilir. Babaların bu gibi durumlarda çocuklarına daha fazla güven aşıladıklarını düşünüyorum. Bununla beraber abartıp çocuktan kendini aşan taleplerde bulunan, "Benim aslan oğlum yapar." sorumluluğunu yükleyerek taşıyamayacağı bir yükü çocuğun sırtına bindiren ve bunu bir marifet zanneden babaların da eleştirmeden geçemeyeceğim.
Baba olarak çocuğun yanında olmak anne olarak yer almaktan farklıdır. Çocuğunuzun bu farkı yaşama hakkı olduğunu unutmayın.
Çocukların anne babalarından küçük, ama anlamlı istekleri olur. İşte bir çocuğun babasından ne istediğini anlatan öğretici bir hikaye:
Baba, Beni Duyuyor musun ?
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş. Çocuk babasına "Baba, bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sormuş. Zaten yorgun gelen adam "Bu senin işin değil." diye yanıtlamış. Bunun üzerine çocuk "Babacığım, lütfen, bilmek istiyorum." diye ısrar etmiş. Adam illaki bilmek istiyorsan, “saatte yirmi dolar kazanıyorum” diye yanıt vermiş. Bunun üzerine çocuk “baba bana 10 dolar borç verir misin?” diye sormuş adam iyice sinirli bir şekilde “benim senin oyunlarına ayıracak zamanım ve param yok, derhal odana git ve kapını kapat” demiş çocuk sessizce odasına çıkmış kapısını kapatmış.
Aradan bir saat geçtikten sonra biraz daha sakinleşince, çocuğun parayı neden istediğini sormadığı aklına gelmiş. «Belki de gerçekten lazımdı." diye düşünmüş. Çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Yatağında olan çocuğa "Uyuyor musun?" diye sormuş. Çocuk, "Hayır." diye yanıtlamış. "Al bakalım istediğin on dolan. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm, ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim." demiş. Çocuk sevinçle bağırmış, "Teşekkürler babacığım." Yastığının altından başka buruşuk paralar çıkarmış, babasının suratına bakmış ve yavaşça paraları saymaya başlamış. Bunu gören babası iyice sinirlenerek "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun? Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok." demiş. Çocuk, "Param vardı, ama yeterince yoktu." demiş ve paralan babasına uzatarak; " işte yirmi dolar. Bana bir saatini ayırabilir misin?" diye eklemiş.
Çocuğunuzun size anlatmak istediklerini ne kadar duyuyorsunuz?

Babaların Çocukların Cinsiyet Gelişimlerine Etkileri
Babaların çocuğun zihinsel ve kişilik gelişimine etkilerinin yanı sıra üçüncü olarak çok önemli rol oynadıkları alan cinsiyet gelişimidir. Babanın erkek ve kız çocuğu ile ilişkisi üzerinde durmak gerekir. Son derece geniş olacağı tahmin edilebilen davranış yelpazesine girmek yerine babaların çocuğun cinsiyetinin neyi farklı kılıp neyi kılmadığı konusundaki fikirlerinde açık olmaları gerektiğini vurgulamak gerekir. Bu açık olma daha çok farkındalığı ifade etmektedir. Bir baba olarak kız çocuğuna ve erkek çocuğuna yönelik farklı (hangi noktalarda olduğu da önemlidir) fikirlerinizin ona vereceğiniz eğitime etkisini düşündünüz mü?

Araştırmalar babanın, özellikle erkek çocuğun cinsiyetine uygun davranışları kazanması üzerine önemle durmaktadır. Sözü edilen etki tahmin edilebileceği gibi sadece erkek çocuklarla sınırlı değildir. Erkek çocuklarının babayı model aldıkları doğrudur
ancak bunun yanı sıra kızların da babaları ile etkileşimde bulunmaları olumlu etkiler yaratmaktadır. Tıpkı erkeklerde olduğu gibi babası olan kız çocuklarının cinsiyetine uygun davranışlarını diğerlerine oranla daha fazla gösterdikleri görülmüştür.
kız çocuğu babası ile şefkatli ve güvenli bir ilişki kuramamışsa ergenlik döneminden başlayarak evliliğinde dahi karşı cinsle olan ilişkilerinde sorunlar yaşayabilmektedir.
Babanın, cinsiyeti ne olursa olsun, çocuğuna tutumu ona vereceği eğitimi doğrudan etkilemektedir.
Peki ya gerçekten kaç baba bu konuda objektif olabilmektedir?

Baba Yoksa;
II. dünya savaşından sonra babasızlığın çocuk gelişimi üzerindeki etkileri araştırılmaya başlanmıştır.

Bu araştırmalar çocuğun;
l) Bilişsel gelişimi,
2) Ahlakî gelişimi,
3) Cinsiyet rollerinin kazanılması ve gelişimi ve
4) Davranış bozuklukları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Babasızlığın çocuğun bilişsel gelişimine olumsuz etkisi sonuçlarına ulaşılmıştır. Babasızlığa yol açan etkenler de önemlidir. Babasını kaybeden bir çocukla boşanma sonucunda babasız kalan çocukta etkiler farklıdır. Baba kavramının çocuğun zihninde yer alması önemlidir.

Babasızlığın ahlakî gelişim üzerindeki etkileri konusundaki araştırmalar önemli bir olumsuz etkiden söz etmemektedirler. Buna karsın cinsiyet rollerinin kazanılması ve gelişimi ile ilgili etkiler daha farklıdır. Hem kız, hem de erkek çocuklarda olumsuz etkiler söz konusudur. Babasız yetişen çocuklarda parçalanmış aileden gelenlere veya aşırı erkeksi çocuklara oranla daha az erkeksi davranış gözlenmiştir. Kız çocuklarda bu etkiler erkeklerden farklı olarak ilkin ergenlikte görülmektedir. Davranış bozukluğu ve babasızlık konusundaki çalışmalar çok fazla bilgi verememektedir.

 

Yazdır

HARVARD İLE KOÜ ARASINDA BİLİM KÖPRÜSÜ KURDU

Aktif .

    Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesinden mezun olmasının ardından meslektaşlarından 10 yıl önce Harvard Üniversitesinde doktora sonrası araştırmacı olarak göreve başlayan Dr. Mehmet Furkan Burak (25), hazırladığı projeyle iki üniversitenin bilimsel işbirliği yapmasını sağladı.
Harvard Üniversitesi School of Public Health (HSPH) Genetik ve Kompleks Hastalıkları Bölümü Araştırma Görevlisi Burak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ağustos 2011'de Harvard Üniversitesinde "en genç doktora sonrası adam" olarak göreve başladığını, ortalama doktora sonrası araştırmacıların 33, kendisinin ise o dönemde 23 yaşında olduğunu söyledi.
    Klinikte hasta tedavi etmek ve araştırmacı hekim olarak akademide çalışmak istediğini belirten Burak, bu amaçla Amerika Birleşik Devletleri Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (USMLE) çok yüksek notlarla geçerek Amerika'da hekimlik yapma lisansı aldığını anlattı.
    Burak, endokrinoloji üzerine klinik eğitimini de tamamlayarak uluslararası standartlarda eğitim almış akademisyen olarak önemli yayınlarla ülkesine dönmeyi arzuladığını kaydetti.
"Türkiye'de çalışmak hala tam anlamıyla mümkün değil"
Burak, Türkiye'de tıp ve bilim alanında ciddi ilerlemeler kaydedilmesine rağmen tıp fakültelerinde araştırma kültürü ve araştırmaya ayrılan iş gücünün olması gereken düzeye getirilemediğini savundu.
    Burak, şunları dile getirdi:
"Araştırmada tek başınıza bir şeyler başarmanız mümkün değil, bir çalışmada birileri hayvan deneylerini, birileri hücre ve insan deneylerini yapıyor, farklı teknolojiler farklı kaynak ve kişilerden sağlanıyor, endüstri kendi perspektifinden bu bilimsel ortama katkı sağlıyor. Yani her yönüyle multi disipliner bir yapı var. Herkes birbiriyle etkileşerek ve yardımlaşarak ortaya bilimsel ürünler koyuyor. Bu yüzden bilim insanları bilimi olması gereken düzeyde gerçekleştirebilecekleri yerlere yöneliyorlar. Maalesef bu sistemle Türkiye'de çalışmak hala tam anlamıyla mümkün degil fakat bu noktaya çok uzak değiliz. Çok önemli yatırımlar yapılıyor, önemli enstitüler açılıyor. Eskiye oranla dünyayı kıskandıracak düzeyde yol aldık ve alıyoruz.
Bu işi beyin göçü görmüyorum. Yurt dışında Türkiye için yapılacak o kadar faydalı ve kritik işler var ki buraya gelen bilim insanlarını beyin göçünden ziyade görev yerleri değişmiş Türk bilim insanları görüyorum."
 
    "KOÜ'deki bilimsel dinamizm artıyor"
Burak, faydalı ve dünya standartlarındaki gelişmeleri çeşitli akademik kanallarla ülkesine aktarmaya çalıştığını vurguladı.
 
Göreve başladığı yıl HSPH Postdoctoral Association Yönetim Kurulu'na dış ilişkiler başkanı, bu yıl da yönetim kurulu eşbaşkanı seçildiğine işaret eden Burak, şunları belirtti:
"Bu bağlamda mezunu olduğum KOÜ Tıp Fakültesi ile HSPH arasında işbirliği projesi geliştirdim. Bu proje kapsamında KOÜ kendi ismiyle Harvard'da ödül veriyor. Ödülün sahibi Harvard araştırmacıları Kocaeli Tıp Fakültesini ziyaret ediyor ve bir hafta süreyle bir akademik program takip ediyor, ders veriyor, konferans düzenliyor, ortak araştırma projeleri geliştiriyor. Böylelikle KOÜ'deki bilimsel dinamizm artıyor, uluslararası standartlarda projeler oluşturma ve yayın yapma noktasında somut adımlar atılıyor.
 
Tıp eğitiminden endüstriyel ilişkilere, iş ve işçi sağlığından cerrahi araştırmalara kadar birçok akademik konuda fikir alışverişi oluyor."
 
Harvardlı araştırmacılar KOÜ'de çalışıyor
Harvard'dan gelen araştırmacıların ise farklı araştırma dinamikleri ve kültürlerle tanıştığını, kariyerleri için önemli olan ders verme, akademik danışmanlık ve uluslararası işbirliği projeleri geliştirme konusunda tecrübe kazandığını kaydeden Burak, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Birkaç örnek vermek gerekirse bu yılki ziyaretçilerden Dr. Jennifer Ardrich, Harvard Tıp Fakültesi mezunu, Stanford Üniversitesinde genel cerrahi uzmanlığı yapıyor, aynı zamanda da HSPH'de çeşitli beslenme rejimlerinin cerrahi başarı ve komplikasyonlara etkisini araştırıyor. Kocaeli'de cerrahi sistem ve araştırmalar konusunda çalıştı. Bir başka araştırmacı, HSPH Beslenme Bölümü'nden Dr. Myriam Afeiche, çocuk sağlığı ve hastalıkları anabilim dalı ile anne babanın beslenme alışkanlıklarıyla çocukluk çağı kanserleri arasındaki ilişkiler gibi konularda ortak 2 araştırma projesi başlattı. HSPH Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü'nden Dr. Feyza Engin de Kocaeli'de açılması planlanan Beta Hücre, Diyabet ve Obezite Merkezi'ne akademik danışmanlık yapıyor.
 
Harvard Global Sağlık Enstitüsünden Dr. Cherie Ramirez ise Harvard'daki tıp ve doktora eğitimi konusunda KOÜ Tıp Fakültesi ile ortak çalışmalar yapıyor. Bu proje Harvard'in dahi övünerek bahsettiği çok prestijli bir ödül haline dönüştü ve Harvard Üniversitesinin haber bülteninde yayımlandı."
 
Harvard Üniversitesi yönetimine sunduğu raporun onaylanması durumunda, her yıl KOÜ öğrencilerinin Harvard'a resmi davetli gideceğini ifade eden Burak, öğrencilerin çalışmalarını sunacağını, kariyer çalıştaylarına ve çeşitli tıbbi kurslara katılacaklarını vurguladı.
 
Burak, konuşmasını şöyle tamamladı:
 
 "KOÜ Tıp Fakültesinde uzun süreli bilimsel projeler yürütecekler, çalışmalarını KOÜ Tıp ve Harvard ögretim üyelerinden oluşan jüriye sunarak, bu ödülü kazanmaya çalışacaklar. Her yıl düzenli olarak devam etmesi planlanan program, KOÜ Tıp Fakültesinde öğrenciler arasında araştırma kültürünü çok ciddi ilerletecek. Daha öğrenciyken araştırma tekniklerini öğrenecek, bilimsel yayınlarla tanışacak ve ortaya somut ürün çıkaracaklar. Amacım, Türkiye'deki diğer tıp fakülteleriyle de görüşerek, uzun yıllar devam edecek, somut bilimsel çıktıları olan, üst düzey işbirliklerinin sayısını artırmak, tecrübe aktarımı yapılabilecek platformlar geliştirmektir."
 

Yazdır

LİSE KAYITLARI BAŞLADI, SBS ASİL ÖĞRENCİ LİSE KAYITLARI NE ZAMAN BİTECEK?

Aktif .

Tercihlerinden birini asıl olarak kazanan öğrencilerin, 12-16 Ağustos 2013 tarihleri arasında saat 17.00’ye kadar asıl olarak yerleştirildiği okula giderek kaydını yaptırabilecekleri bildirildi. Asıl listeden kayıt hakkı kazanan öğrencilerin 12-16 Ağustos 2013 tarihleri arasında saat 17.00’ye kadar kayıt yaptırmamaları durumda bu haklarını kaybedecekleri duyuruldu.

YEDEK KAYIT DÖNEMİ

Yerleştirme sonuçlarına göre tercihlerinden birini asıl olarak kazanan öğrencilerin kayıt dönemi sona erdikten sonra, 16 Ağustos 2013 saat 19.00’dan itibaren boş kalan kontenjanlara yedek listeden yedeklik sırası dikkate alınarak kayıt hakkı kazanan öğrencilerin ilan edileceği vurgulandı. Her okulun boş kontenjan sayısı kadar öğrenciye, daha önce açıklanan yedek sırası dikkate alınarak kayıt hakkı verileceği bildirildi. Her öğrencinin kayıt hakkı kazandığı okula, kayıt hakkı kazandığı gün hariç 3 iş günü içerisinde saat 17.00’ye kadar kayıt yaptırmak zorunda olduğu duyurulurken, kayıt yaptırmadığı taktirde, boş kalan kontenjanlara sistem tarafından yedek listede yer alan sıradaki öğrenciye kayıt hakkı verileceği hatırlatıldı. Yedek kayıt döneminde, boşalan kontenjanlar için yedek listede yer alan sıradaki öğrenciye kayıt hakkı verilmesi işleminin, 26 Ağustos 2013 saat 17.00’ye kadar sistem tarafından otomatik olarak yapılacağı kaydedilerek, 19-26 Ağustos 2013 tarihleri arasındaki yedek kayıt dönemi içerisinde yedek listeden kayıt hakkı kazanan sıradaki öğrencilerin ilanının her gün saat 19.00’da açıklanacağı bildirildi. 26 Ağustos 2013 saat 19.00 itibariyle kayıt hakkı kazanan adayların kayıtlarının ise 29 Ağustos 2013 saat 17.00’ye kadar devem edeceği belirtildi. Yedek listeden başka bir okula kayıt hakkı kazanan öğrencilerin, verilen kayıt süresi içerisinde kayıtlarını yaptırmamaları durumunda bu haklarını kaybedeceklerine dikkat çekilerek, “Herhangi bir okula kayıtlı iken yedek listeden başka bir okula kayıt hakkı kazanan öğrenciler bu haklarını kullandıkları takdirde, bir önceki okuldaki kayıtları sistemden otomatik olarak düşer” ifadesi kullanıldı. Yapılan yerleştirmelerin sonucunda herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleştirilemeyen, yerleştirildiği halde kayıt yaptırmayan veya kayıt yaptırıp da daha sonra sildiren öğrencilerin sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına kayıt yaptırabilecekleri belirtildi. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı okulların açık kalan kontenjanlarına, Ortaöğretime Yerleştirme Puanına (OYP) göre merkezi sistem üzerinden ön kayıt yolu ile 9-16 Eylül 2013 tarihleri arasında ‘2013 Ortaöğretime Yerleştirme Sistemi Tercih ve Yerleştirme e-Kılavuzu’nun 2. 9. maddesinde yapılan açıklamalar ve uygulama takvimi çerçevesinde öğrenci alınacağı duyuruldu.

KAYIT HAKKI KAZANAMAYAN ÖĞRENCİLER

Sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının ‘çok programlı liselerin (ÇPL) bünyesindeki genel liselerin, imam hatip liselerinin ve meslek liselerinin’ 9. sınıflarına yeni öğrenci kayıtlarının, 12-29 Ağustos 2013 tarihleri arasında e-kayıt sistemi ile elektronik ortamda yapılacağı ifade edildi. Sınavsız öğrenci alan çok programlı liselerin bünyesindeki genel liselere, imam hatip liselerine ve meslek liselerine kayıt yaptırmak istTercihlerinden birini asıl olarak kazanan öğrencilerin, 12-16 Ağustos 2013 tarihleri arasında saat 17.00’ye kadar asıl olarak yerleştirildiği okula giderek kaydını yaptırabilecekleri bildirildi. Asıl listeden kayıt hakkı kazanan öğrencilerin 12-16 Ağustos 2013 tarihleri arasında saat 17.00’ye kadar kayıt yaptırmamaları durumda bu haklarını kaybedecekleri duyuruldu.

YEDEK KAYIT DÖNEMİ

Yerleştirme sonuçlarına göre tercihlerinden birini asıl olarak kazanan öğrencilerin kayıt dönemi sona erdikten sonra, 16 Ağustos 2013 saat 19.00’dan itibaren boş kalan kontenjanlara yedek listeden yedeklik sırası dikkate alınarak kayıt hakkı kazanan öğrencilerin ilan edileceği vurgulandı. Her okulun boş kontenjan sayısı kadar öğrenciye, daha önce açıklanan yedek sırası dikkate alınarak kayıt hakkı verileceği bildirildi. Her öğrencinin kayıt hakkı kazandığı okula, kayıt hakkı kazandığı gün hariç 3 iş günü içerisinde saat 17.00’ye kadar kayıt yaptırmak zorunda olduğu duyurulurken, kayıt yaptırmadığı taktirde, boş kalan kontenjanlara sistem tarafından yedek listede yer alan sıradaki öğrenciye kayıt hakkı verileceği hatırlatıldı. Yedek kayıt döneminde, boşalan kontenjanlar için yedek listede yer alan sıradaki öğrenciye kayıt hakkı verilmesi işleminin, 26 Ağustos 2013 saat 17.00’ye kadar sistem tarafından otomatik olarak yapılacağı kaydedilerek, 19-26 Ağustos 2013 tarihleri arasındaki yedek kayıt dönemi içerisinde yedek listeden kayıt hakkı kazanan sıradaki öğrencilerin ilanının her gün saat 19.00’da açıklanacağı bildirildi. 26 Ağustos 2013 saat 19.00 itibariyle kayıt hakkı kazanan adayların kayıtlarının ise 29 Ağustos 2013 saat 17.00’ye kadar devem edeceği belirtildi. Yedek listeden başka bir okula kayıt hakkı kazanan öğrencilerin, verilen kayıt süresi içerisinde kayıtlarını yaptırmamaları durumunda bu haklarını kaybedeceklerine dikkat çekilerek, “Herhangi bir okula kayıtlı iken yedek listeden başka bir okula kayıt hakkı kazanan öğrenciler bu haklarını kullandıkları takdirde, bir önceki okuldaki kayıtları sistemden otomatik olarak düşer” ifadesi kullanıldı. Yapılan yerleştirmelerin sonucunda herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleştirilemeyen, yerleştirildiği halde kayıt yaptırmayan veya kayıt yaptırıp da daha sonra sildiren öğrencilerin sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına kayıt yaptırabilecekleri belirtildi. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı okulların açık kalan kontenjanlarına, Ortaöğretime Yerleştirme Puanına (OYP) göre merkezi sistem üzerinden ön kayıt yolu ile 9-16 Eylül 2013 tarihleri arasında ‘2013 Ortaöğretime Yerleştirme Sistemi Tercih ve Yerleştirme e-Kılavuzu’nun 2. 9. maddesinde yapılan açıklamalar ve uygulama takvimi çerçevesinde öğrenci alınacağı duyuruldu.

KAYIT HAKKI KAZANAMAYAN ÖĞRENCİLER

Sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının ‘çok programlı liselerin (ÇPL) bünyesindeki genel liselerin, imam hatip liselerinin ve meslek liselerinin’ 9. sınıflarına yeni öğrenci kayıtlarının, 12-29 Ağustos 2013 tarihleri arasında e-kayıt sistemi ile elektronik ortamda yapılacağı ifade edildi. Sınavsız öğrenci alan çok programlı liselerin bünyesindeki genel liselere, imam hatip liselerine ve meslek liselerine kayıt yaptırmak isteyenlerin bölge sınırlaması olmaksızın 10 (on) adet okul tercihi yapabilecekleri işaret edildi. Öğrencilerin hem imam hatip liselerine hem meslek liselerine hem de ÇPL bünyesindeki genel liselere kayıt yaptıramayacakları kaydedildi. eyenlerin bölge sınırlaması olmaksızın 10 (on) adet okul tercihi yapabilecekleri işaret edildi. Öğrencilerin hem imam hatip liselerine hem meslek liselerine hem de ÇPL bünyesindeki genel liselere kayıt yaptıramayacakları kaydedildi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.gazetea24.com/haber/lise-kayitlari-bugun-basladi-sbs-asil-ogrenci-lise-kayitlari-ne-zaman-bitecek-_23526313.html
GazeteA24.com

Bonus William Hill
Bonus Ladbrokes
Premium Templates