Yazdır

DİSLEKSİK BİREYLERİN EĞİTİM ORTAMLARINDAKİ YASAL HAKLARI

Aktif .

     Disleksik bireylerin yaşamış oldukları güçlükleri kolaylaştırmaya yönelik birtakım anayasal haklar verilmiştir. Bireylerin yaşam becerilerini kolaylaştırmanın yanı sıra eğitsel, sosyal vb. becerilerini desteklemeye yönelik haklar Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer almaktadır.
Yönetmeliğe göre disleksik (özel öğrenme güçlüğü yaşayan) birey; “dili yazılı ya da sözlü anlamak ve kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçında ortaya çıkan ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapma güçlüğü nedeniyle özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan bireyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
     Bu tanıyı almış bireyler eğitim ortamlarında uyum becerilerini kolaylaştırmak adına “kaynaştırma eğitimi” programına dahil edilmiş ve gerekli işlemleri gerçekleştirmek için Rehberlik ve Araştırma Merkezleri görevlendirilmiştir. Rehberlik ve Araştırma Merkezinden alınacak olan rapor aracılığıyla öğrencinin okul ortamında çalışma becerileri, sosyal ilişkiler, uyum güçlükleri, planlama, zaman yönetimi, okuma, yazma vb. becerilerin desteklenmesine yönelik önlemler bütününü oluşturan bireyselleştirilmiş eğitim programının (BEP) uygulanması sağlanmıştır.  Böylelikle öğrencinin sosyalleşmesini destekleyecek tedbirlerin yanı sıra, bireysel özellik ve ihtiyaçlara uygun eğitim fırsatı yaratılmıştır. Başarının değerlendirilmesinde ise disleksik bireylere özgü pozitif ayrıcalıklar tanınmış, en sık karşılaştıkları güçlüklerden biri olan okuma ve yazma konusunda kolaylık sağlayan önlemler alınmıştır. Örn: “Yazma güçlüğü olan öğrenciler ve özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin değerlendirilmesi sözlü, sözlü ifadede güçlük yaşayan öğrencilerin değerlendirilmesi ise yazılı olarak yapılır. Yazılı ve sözlü ifade etme becerilerinde yetersizliği olan bireyler ise davranışlarının gözlemlenmesi yoluyla değerlendirilir.”
     Disleksik bireylerin eğitim ortamlarındaki yasal haklarına yönelik tüm ayrıntıları “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde bulabilirsiniz. İncelemek için tıklayınız.

Öğrenme güçlüğü ve uyum sorunları vb. konularda bize danışabilirsiniz. Danışmanlarımız aracılığıyla yapılan online bilgilendirme ve yönlendirme hizmetimiz ücretsizdir. Sorularınız için tıklayın.

Yazdır

Üstün yeteneklilere 3 yıl erken mezuniyet

Aktif .

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), üstün yetenekli öğrenciler için hazırlanan strateji planını hayata geçirmek için çalışmalara başladı. Konuya ilişkin olarak açıklamalarda bulunan Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Baloğlu, bakanlıkça hazırlanan strateji planının, ilkokulda üstün yetenekli çocukların ayrıştırılmadan akranlarıyla birlikte eğitim almasını düzenlediğini belirtti. İlkokulda bu öğrencilerin diğer öğrencilerle olmalarının özellikle sosyal avantajları olduğunu ifade eden Baloğlu, ders programlarında yapılacak zenginleştirme ve farklılaştırma çalışmalarıyla çocukların daha da ilerleyebileceğini söyledi.

Mevzuata ilişkin çalışma yaptıklarını anlatan Baloğlu, düzenlemenin kabul edilmesi halinde üstün yetenekli öğrencilerin sınıf atlayabileceğini de kaydetti. Mevcut yönetmelikte ilkokulda bir kere sınıf atlama olduğunu vurgulayan Baloğlu, “Önerimiz ilkokulda 1, ortaokulda 1 ve lisede de 1 kere sınıf atlayabilsin. Bu öğrenciler 1’er kere sınıf atlasa, 15 yaşında üniversiteye gitme şansı elde edebilecekler” diye konuştu. Üstün yetenekli öğrencilerin en belirgin özelliğinin okuma yazmayı erken öğrenmeleri olduğunu ifade eden Baloğlu, ilkokul müfredatının büyük bir kısmının okuma yazma olduğunu ve bu çocukların bilmesi halinde de gerekli prosedürlerin işletilmesi şartıyla sınıf atlayabileceklerini bildirdi.

Veli ve uzmanlar karar verecek

Bu kararda veliye de söz verileceğine işaret eden Baloğlu şöyle devam etti: “Sadece veli değil, uzmanlar da karar verecek. Öğretmen bakacak, bu çocuk okuma yazma biliyor, bu kazanımları elde etmiş, diyecek ve gerekli prosedür başlatılarak bu çocuğa sınıf atlatılacak.

Üstün yeteneklilerin eğitiminde yapılabilecek uygulamalar arasında sınıf atlamanın yanı sıra üst sınıftan ders alma gibi yöntemlerin de uygulanabilecek. Öğrencinin lisedeyken üniversiteden de ders alınabilmenin yolları tartışılıyor. Bu tür yöntemleri uygulayan çok sayıda örnek ülkeler bulunuyor.”

Kaynak: AA

Yazdır

GENÇLERDE ÖZGÜVEN

Aktif .

   Özgüveni yüksek olanlar mı başarılı olurlar yoksa başarılı olanların mı özgüveni yüksektir? Sınavlarda başarılı olma yolunda özgüven ne derece etkilidir? Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz bu sözün ne anlama geldiğine bir bakalım isterseniz…
    Özgüven, kişinin kendisine ilişkin düşünceleri duyguları ve davranışları içerir. Küçük yaşlarda hayatımıza girer ve yaşantımızın her anında çevremizle olan ilişkilerimizi etkiler. Kişiliğimizin önemli yapı taşlarındandır. Diğer kişilik özelliklerimiz gibi kararında ve tutarlı bir özgüven her zaman için bizi ön planda tutar; başarılı olma yolunda bize güç verir. Peki aşırı özgüven de aynı şekilde insanı motive eder ve başarılı olma yolunda bize destek sağlar mı? Yoksa herşeyde olduğu gibi özgüveninde aşırısı zararlı mı?
 

  1960'lardan 1990'lara kadar ABD’de kabul gören yaygın görüş, özgüvenin öğrencilerin okul başarısında, arkadaşları ile kurdukları ilişkilerde ve ileriki yaşamlarında gösterecekleri başarılarda önemli bir etken olduğuydu. Bu nedenle öğrencilerin özgüvenini güçlendirmeye yönelik pek çok program başlatıldı. 1990’lardan itibaren yapılan araştırmalar ise öğrencilerin özgüvenini yükseltmenin okul başarılarına olumlu bir katkısı olmadığı gibi, olumsuz etki yapabileceğini gösterdi. (Baumeister, 2001)
    Öğrencilerde özgüven geliştirme çalışmalarının yanı sıra “özdenetim” konusunda da öğrencilerin desteklenmesi gerektiği görüşü benimsenmeye başlandı. Böylelikle olumsuz etkiler (aşırı özgüven, bencillik, sorumsuzluk vb.) yavaş yavaş yerini istendik davranışlara bırakmaya başladı.
    Dolayısıyla çocukluktan başlayarak üniversite hayatına kadar olan eğitim sürecinde özgüven ve özdenetim çalışmaları, gençlerin üniversite hayatında sorumluluk sahibi olması, durumlar karşısında kendi kararlarını verme olgunluğunu gösterebilmesi gibi olumlu özellikler kazanmasına destek sağlamış oldu.
    Evinden ayrılarak farklı şehirlerde aileden uzakta yaşamaya başlayan gençler için ne kadar önemli bir kişilik özelliği olduğunu anneler ve babalar daha iyi bilir sanırım. Size bir ipucu daha verelim; çocuklarının gelişiminde tutarlı davranan, özgüven gelişimiyle birlikte özdenetim gelişimine de önem veren ailelerin çocuklarından ayrıldıklarında diğer anne babalara oranla daha az kaygı, merak etme vb. durumların yaşandığı görülmüştür. Hem çocuğunuzun sağlığı hem de kendi sağlığınız için özgüven ve özdenetim konusunda bir uzmandan destek almayı unutmayın!
 

Özgüveninizi geliştirmek için:
- Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.
- Kendinizi kötülemeyin.
- Bağışlayın ve unutun.
- Pozitif ve destekleyici insanlarla birlikte olun.
- Sevdiğinizi işlere ve aktivitelere katılın.
- Kendinize karşı dürüst olun.
- Olumlu –pozitif konuşun.
- Geçmişteki hatalarınızdan dolayı kendinizi suçlamayın.
- Kişisel başarılarınızı listeleyin.
- Pozitif özelliklerinizi yazın.
 

Yazdır

AİLE İÇİ İLETİŞİM

Aktif .

 

Çalışırken, dinlenirken, müzik dinlerken, araç kullanırken ve hatta uyurken bir çok insanın aklına ilk olarak ailesi gelir. Her anımızda yanımızdadırlar. Onları asla ve asla kaybetmek istemeyiz. Peki ailemizi bu kadar çok seviyorken gerekli önemi veriyor muyuz? Yeterince onlara vakit ayırabiliyor muyuz? İşlerimizin yoğunluğunu gerekçe olarak sunabiliriz, peki onlarla bir arada olduğumuz zamanlarda onlara kendilerini değerli hissetme duygusunu tattırabiliyor muyuz? Hadi bunu da bir kenara koyalım, onlara içten bir “Merhaba!” diyebiliyor muyuz?
İletişimin en temel kuralı samimi bir merhaba sözü ve gülümsemedir; biz bunu sergilemekte bile bazen problem yaşayabiliriz. Aile içinde birçok sorun aslında iletişim engellerinden kaynaklanıyor. Çünkü birbirimizi anlamaya çalışmıyor halimizi hatırımızı uygun bir dille soramıyoruz. Aile içinde sağlıklı bir iletişimin olmazsa olmaz kuralları vardır. Aile üyelerinin kendilerini değerli hissetmeleri en temel gereksinimleri arasında yer almaktadır. “Ben değerliyim” duygusunu tadamayan birey bunu farklı yollarla giderme çabasında bulunacaktır. Ergenlik döneminde yaşanan bir çok sorunun altında değersizlik duygusu yatmaktadır.


Aile içerisinde kazanılması gereken diğer bir duygu ise bireyin kendini güvenli bir ortamda hissetmesidir. Kendisini güven içinde bulmayan çocuk ailenin dışında bir yere yönelerek aile ile olan bağlarını koparabilir. Aile içinde dayanışma ve temel güven ortamı yaratıldığında, dış dünya ile etkileşim sürecinde yaşanılan olumsuz olaylar birey üzerinde çok yıpratıcı bir etki bırakmaz. Eğer aile içinde güven ve dayanışma sağlanmamışsa bu insanlar yoğun stres ve gerginlik yaşarlar. Bu kişiler kendilerine dahi güvenemezler. Dolayısıyla çevresinde yakın ilişkiler kuramazlar.
Sorumluluk duygusu ise tamamen anne babanın söz ve davranışlarının yansıması olarak gelişir. Çocuklara yaşına göre sorumluluk kazandırmak zamanla kendi kararlarını verebilme yetisini kazandırır. Dolayısıyla sorumluluk yükleme konusunda acele etmemek gerekir. Zamanla zorluklarla mücadele ederek üstesinden gelmeyi başaracaktır.

Temel gereksinimleri yerine getirilen bireyler mutluluk duygusunu hatta kendini gerçekleştirme doyumuna ulaşabilirler. Tüm ihtiyaçları dengeli ve tutarlı ölçüde karşılanan bireyler artık hayata daha sıkı tutunabilen, ailesine bağlı ve onlara karşı sorumluluklarını bilen ve bir o kadar güçlü bir birey haline gelir.
Aile içerisinde bahsedilen ortamların yaratılması ve aile içi iletişime her an önem verilmesi gerekmektedir. Etkili bir iletişim ortamı yaratabilmek için ise bireylerin birbirine saygılı olması, doğal davranabilmesi, birbirlerini anlayacak ölçüde empatik olabilmesi, etkin bir dinleyici olması gerekmektedir. Ayrıca neyi, ne zaman, nerede, ve nasıl söyleyeceğini bilmek iletişimin vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. Birbirimizle konuşurken dinlediğimizi karşımızdakine bakışlarımızla, beden duruşumuzla ve sözel geribildirimlerimizle hissettirmeliyiz.
Etkili bir iletişimde kaçınılması gereken davranışlar;
-Sıklıkla emir cümleleri kurmak .
-Gözdağı vererek konuşma biçimi.
-Sürekli öğüt verme.
-Çözüm önerileri getirme.
-Sıklıkla yargılamak.
-Eleştirmek.
-Çocuğu sürekli övmek .
-Ad takmak, alay etmek.
-Sürekli soru sormak, sınamak, sorgulamak.


 

Bonus William Hill
Bonus Ladbrokes
Premium Templates